14 Mart 2017 Salı

Nasıl 10 Kg Verdim?

''Sarılıp gövdesine sımsıkı,bir kadın kendini doğurabilir isterse.''Bu sözdü beni kendime getiren.

Zayıflamaya karar vermiştim artık.Evet gerçekten karar vermiştim!Öyle daha önce 45875344565222 kez niyet ettiğim gibi değildi bu kez.Ve iki ayda 10 kg vermeyi başardım.Bir önceki blog yazımı yazarken de düşünüyordum.Acaba nasıl 10 kg verdim yazımı da yazabilecek miyim,diye...

Öyle sizlerin bildiğinden farklı bir şey yapmadım aslında.İlk ay yani 12 Ocak'ta başladığım gün çok büyük hedeflerim yoktu,korkuyordum.Evet evet korkuyordum,bir kere kolay mı 40 kg fazlam var ya hu nasıl olur da korkmam!Üstelik yemek yemeyi seven bir ben!Ahhh yemekler,tatlılar,pastalar nasıl vazgeçecektim ki!Hele bir de benim baş düşmanım meyveler o rengarenk farklı tatlardaki meyveler...Benim asıl düşmanım meyvelerdi.Çünkü ben onları hep masum görürdüm öyle ki gece yatmadan önce bir bardak porakal suyu içmekte hiç zarar görmezdim.Oysa nasıl olur da zararlı değil yatmadan önce bir bardak portakal suyu! 4 tane portakalı gece yedin işte nasıl masum gelir!Gece yediğim her şey yapıştı simitlerime.

Gelelim nasıl başladığıma, ilk ay koyduğum bir hedef yoktu.Sadece kendimi zayıflama psikolojisine hazırladım.Hey gülmeyin hiç :)Dedim ya korkuyordum.Nasıl yani 40 kg ve ben nasıl verebilirim bu kadar kiloyu?İlk ayımda kendimi hiçbir şeyden kısıtlamadım.Günlerde pasta,börek,tatlı yiyordum ama ölçülü.Hııı bir de şırdan mumbar var ya hu!Onlardan da öyle kolay vazgeçilir mi ilk ay onlardan da yedim.Ehh malum şırdan mumbar da gece yenir!Kendimi diyet psikolojisine hazırlamam bile görüryorsunuz ya yemeklerden geçiyor.Ve ilk ay bitti.Ben sadece -2.7 kg verebildim.
Vakitli vakitsiz yemelerin,zararlı yiyeceklerin olduğu bir diyetti(yeme diyeti)ilk ay.
Bunun böyle gitmeyeceğine karar verdim.Benim böyle bir beslenmeyle kg vermem imkansızdı.Vücudum hep istiyordu karbonhidratı(şeker,tatlı,meyve,bulgur,ekmek vs.)En güzeli ben şeker orucu yapayım vücudumu arındırayım bu şekerden,dedim.İşte o zaman protein ağırlıklı beslenmeye karar verdim.

Peki Bu Süreç Nasıldı?
Açıkçası ilk ay canımın istediğini (zararlı yiyecekleri) yiyerek zayıflamaya çalıştığım için çok zorlanmadım.Çünkü bir kez daha gördüm ki her gün pasta,börek yiyerek geceleri meyve yiyerek sağlıklı bir bedene ulaşılamıyor.Beyin obezliği diye bir şey var ki bedenimizi obez yapan şey de budur.Aslında tokum,canım yemek yemek istemiyor ama masada çok sevdiğim bir şey var ve dayanamıyorum,yiyorum.Hıhh işte tam da bu nokta da beyin obezliğimiz devreye giriyor.O istiyor gözü doymuyor ama bedenimin buna ihtiyacı yok çünkü tok.Her şey kafada bitiyor.Ağzımızı tutmak da sağlıklı beslenmek de her şey kafamızda bitiyor.
Bedenime,ruhuma bunu yapmaya hakkım yok,dedim ve beyin obezliğine savaş açtım.Bir beden değiştiğinde bence ruh da değişiyor.Mutsuzdum ya kilolarımla mutsuzdum.1 kg verdiğim günü hatırlıyorum.Ağladım hem de hıçkıra hıçkıra ağladım.Yapabiliyorum,oluyor,ben bu işi başaracağım diye diye spor yaptım her gün.Her gece hayaller kurarak daldım uykuya.Acaba yeni ben nasıl olacak?
Bu savaş daha bitmedi.Yolum o kadar uzun ki...Ama inancım ve mücadelem büyük...
Alışkanlıklarımı değiştirmekle başladım zayıflamaya.Ve biliyor musunuz zayıflamanın tadı,lezzeti hiçbir yemekte yok!Bünyemi zayıf bırakmayacak şekilde beslendim,sporumu düzenli bir şekilde yaptım.Zaten tüm bunları yapınca sağlıklı bir bedene ulaşmak kaçınılmaz olmuyor mu?

Tartı Günleri mi?
Her sabah düzenli olarak tartılıyordum.Evet haftada bir tartılmak en doğrusu diyor uzmanlar.Ama ben her gün tartılarak motive olanlardanım.Kişiden kişeye değişir sonuçta değil mi?Peki her gün kg verdim mi,tabii ki hayır!Moralimiz bozdum mu,tabii ki hayır!Çünkü doğru şeyler yaptığımın farkındaydım.Beslenme,spor her şeyi düzenli yapıyordum ve bu bir süreçti kg verirken elbet duraklamalar da olacaktı.Duraklamalar kırıldı ve bazen -200 gr bazen -500 gr verdim.

Beslenme?
Ben diyetisyen değilim :)Onu yiyin bunu yemeyin diyemeyeceğim ama hepimizin de bildiği şeker ve şeker içeren besinleri çok sık tüketmezseniz iyi olur :)Ben 16 Şubat'tan bu yana şekerli bir şey tüketmiyorum,mutluyum...

10 kg verdikten sonra hissettiğim şeyi söyleyeyim size...
Hani çok istediğiniz bir şey olur ve sizin onu almaya gücünüz yetmez.Sonra onu sizin için biri hiç ummadığınız an da alır ve kucağınıza bırakır.Hıhh tam olarak bu hissettiklerim.Oysa ben verdim bu kiloları,tüm gücümle mücadele ederek ben verdim...Kendinize inanın ve gerisini izleyin...Kendiniz için bunu yapın...

Ve 14 Mart 2017 giden kilo -10.7 kg.
Kazanılan mutluluk,özgüven,sevinç paha biçilemez...


SU
BESLENME
SPOR
Bu üçlünün dengesini kurduğumuz zaman inanın zayıflamak çok kolay...

Ve unutmayın ''Sarılıp gövdesine sımsıkı,bir kadın kendini doğurabilir isterse.''

                                                                          Sevgiler...


Devamı
PAYLAŞ:

13 Ocak 2017 Cuma

Bir İç Dökümü

Öncelikle söze nerden başlasam bilemiyorum.En iyisi konuya direkt girmek.Kendimi bildim bileli kilolarımla mücadele içindeyim.Çocukluğumdan bu yana yaşıtlarımdan hep daha iriydim.Evet daha uzun boylu,daha kilolu ve daha duygusal(kilolu insanlar daha duygusal oluyor sanırım :)).En zayıf yanını bilmez mi insan?Bilir elbet.Benim zayıf yanım da hep kilolarımdı.Ondan gelen de bir hassaslık vardı.Birisi kilomla ilgili bir söz etse üzülür,hırçınlaşırdım.

Şöyle geçmişime baktığımda hayatım boyunca iki kez başardım kilo vermeyi.O zaman da kendimi zayıf görmedim hiç.Yani şöyle söyleyeyim benim en zayıf halim 73 kg olmuştur bu zamana kadar.Gelinliğimde de o kilodaydım.İnsanın en özel günü değil midir evlendiği,o beyaz gelinliği giydiği gün.Ben o zaman da çok zayıf bir gelin değildim:)

Evlendikten sonra resmen jet hızıyla kg aldım.İki yıl evde oturup KPSS'ye hazırlanmak beni bitiren şeydi.Ya da yemek yemelerime bahanemdi.Sonuç kilolarına alışmış bir Burcu oldu.Ne kadar korkunçtu bu.Kabullenmişim farkında olmadan büyük beden olmayı!
Yani hiçbir zaman öyle çıtı pıtı olmadım,öyle olmayı da hayal etmedim.Ama hayatım boyunca da hiç bu kadar kilo almadım.Kendime hiç bu kadar uzaklaşmadım.Kendimi bugünkü kadar eleştirmedim.Kızdım,ağladım,darıldım ama kendime.Bu kez kimseye değil kendimeydi tüm kırgınlığım.Nasıl yaptım bu kötülüğü kendime,dedim.
Kilolarım hakkında söylenen sözler on yaşındayken beni nasıl incitiyorsa yirmi sekiz yaşına geldim hala aynı şekilde incitiyor.Bu size saçma gelebilir.Hele hayatının hiçbir döneminde kilo almamış kişiler bu duygunun ne kadar ağır olduğunu anlayamaz.Şimdi söylediklerinizi duyar gibiyim.
''Eee o zaman zayıfla.'' ''Tut boğazını.'' ''Spor yap.'' ''Diyetisyene git.'' vs...Bunların hepsini tabii ki yaptım ama hep eksik,hep yanlış yaptım.Birini yaparken diğerini yapmadım.Ya da üç gün yaptım dördüncü gün bıraktım.En önemlisi de kafmda olayı bitirmemişim.Kilo aldıkça gözümde büyütmüşüm.Önce 3 kg sonra 5 kg derken ben bir bakmışım ipin ucu kaçıp gitmiş.Endokrine gittim ve tahlil yaptırdım çok şükür ki bir şey çıkmadı.Ama böyle devam ederse,düşünmek bile istemiyorum....Hareketsiz yaşam ve yanlış beslenmenin sonucu tombik bir Burcu oldu...

Ve yoruldum...Hayatım boyunca kilolarımla mücadele etmekten çok yoruldum.Bir de bu yorgunluğuma insanların o kötü bakışları,sözleri,alaycı tavırları eklendi.Az evvel de belirttim ya bu kez kimseye kırılmadığım,kızmadığım kadar kendime kırıldım.
Mesela uzun zamandır beni görmeyen yakınlarım ''Nasılsın Burcu?''demeden ''Aaaa sana ne olmuş!'' ''Nasıl bu kadar kg aldın!'' ya da hiçbir söz söylemeyen sadece o şaşkın bakışlar...
Sakin olun,sadece kg aldım,diyordum ama içimden neler neler geçiyordu...
Ahh bir de şu konu var ki elbise dolabının önünde saatlerce ne giyeceğini bulamamak,giyecek o kadar şey varken istediğini giyememek en acısı da senin olan kıyafetlerin sana olmayıp da bir başkasına olduğunu görmek.Tüm bunlarla tam iki buçuk sene mücadele ettim.Diyet yaptım bozdum,başaramadım...

Tüm bunları neden mi anlattım.Sadece bir iç dökmüydü...
Önceden iki kez başardıysam üçüncü kez de başarabilirim,dedim ve yeniden başladım.Eğer sizin de ihtiyacınız olan şey kendinizi sorguya çekmekse kendinizi sorguya çekin,kendinizle konuşun,kendinizi dinleyin.Kilo vermeye karar verdim.Evet karar verdim!Daha evvel aslında hiç karar vermemişim sadece dilde söylemişim.Her şey kafada bitiyor,deriz ya ben kafamda bitirdim geç oldu ama bitirdim...

Köprücük kemiklerimi yeniden görmeyi özledim!
Tontiş yanaklarımdan kaybolan gözlerimi,minicik gamzemi özledim!
Bir mağazaya girdiğimde kolayca alış veriş yapmayı özledim!
Zevkimi yansıtarak giyinmeyi özledim!
Renklerin ahengini özledim!
Eski neşemi özledim!
Rengarenk ceketlerimi,eteklerimi giymeyi özledim!
Bir tşört giyip sokağa çıkmayı özledim!
Ben eski beni çok özledim...
Özlemlerime kavuşmak dileğiyle...


Devamı
PAYLAŞ:

2 Ocak 2017 Pazartesi

Stefan Zweıg'ın Muhteşem Kalemi

Merhaba!
Yeni bir yıla girerken hepimiz yeni kararlar almışızdır. Benim de aldığım kararlar arasında kitaplarıma daha çok zaman ayırmak oldu. Bundan böyle her ay üç kitap okuyup okuduğum kitapları da blogumda yorumlayacağım.
Öncelikle bana göre kötü kitap yoktur. Her kitaptan muhakkak öğrenecek bir şeyimiz vardır. O kötü dediğimiz kitaplar bile aslında bir kitabın nasıl olması ya da nasıl olmaması gerektiği hakkında bize bilgiler verir.Benim de hoşlanmadığım sıkıldığım kitaplar olmuştur.Bazen üslubu,bazen içeriği,bazen de olay örgüsü hoşuma gitmemiştir.Ama kötü kitap değildir!
Yarıda bıraktığım birkaç kitabım da olmuştur ama sıkıldığım için değil araya iki gün zaman girdiğinde konudan uzaklaştığım için.Bu kesinlikle kötü bir şey,farkındayım.Sizin de bu şekilde yarıda bıraktığınız kitaplar oluyor mu?
O konudan uzaklaşıp devam etmediğim kitaplarıma da sil baştan başlayacağım.

Şimdi gelelim bu zamana kadar neden hiç okumamışım diye düşündüğüm Avusturyalı yazar Stefan ZWEIG'ın iki eserine...

''BİR KADININ YİRMİ DÖRT SAATİ''
Tam da Maksim Gorki'nin dediği gibi ''Böylesine derin bir kitap daha okumadım.''
Hikaye bir grup tatilcinin kaldığı otelde başlıyor.Otelde bir erkekle bir kadının kaybolmasıyla hararetli bir tartışma ve sorular başlar.Genç adamla kaçan Madame Henriette kendi halinde yaşayan,çocuklu asil bir kadındır.Nasıl olur da yirmi dört saatte tanıdığı bir adamla kaçar?Geride çocuklarını,hayatını nasıl bırakır?Kocasına nasıl ihanet eder?Madame Henriette hakkında ağır eleştiriler,yargılama devam ederken onu sadece tek bir kişi savunur o da anlatıcıdır.Onun bu tavrını sadece tek bir kişi beğenir ve şaşırır o da Mrs. C.
Mrs. C. de kendi hayatında derinlemesine iz bırakan o yirmmi dört saati anlatıcıyla konuşmak ister.Mrs. C. hayatı boyunca aklında,ruhunda,tüm benliğinde  taşıdığı o yirmi dört saatlik zaman dilimini anlatıcı ile paylaşır.
90 sayfalık kitap size öylesine bir kitap izlenimi vermesin.Aksine bu kadar kısa bir kitap nasıl bu kadar yoğun duygular yaşatır,diyeceğiniz bir kitap.
Bana hissettirdiği tıpkı Sabahattin Ali'nin Kürk Mantolu Madonna'sı gibi derin bir kitap olmasıydı...

''KORKU''
Yine yoğun bir eserle karşı karşıya olduğunuzu belirtmek isterim. Nasıl olurda kısacık bir eserle bu kadar yoğun duygular hissettirebilir,diye düşünmeden edemiyorum.
Hikayemiz,sekiz yıllık mutlu bir evlilik ve burjuva yaşamın getirdiği rahatlık ,Irene'i nedenini anlayamadığı bir şekilde yasak bir ilişkiye sürüklemiştir.Bu ilişkiyi öğrenen bir şantajcının kendisiyle uğraşmasıyla hayatında hiç yaşamadığı bir korkunun pençesine düşer.Yaşadığı bu büyük korkuyla tüm değerlerini ve hayatını gözden geçirir.
Kitabı en iyi anlatan cümle bana göre ''Utanç da korkunun bir çeşididir ama daha iyi haliyle.''

Stefan Zweıg'ın okuduğum bu iki kitabı hakkında söyleyebileceğim her şeyiyle akıcı,yalın,sıkılmadan okuyabileceğiniz kitaplar olması.Bundan sonra her kitap alışverişimde bir Stefan Zweıg eseri muhakkak olacaktır...
Sizin tavziye edeceğiniz Stefan Zweıg eseri hangisi?

Devamı
PAYLAŞ:

19 Aralık 2016 Pazartesi

Revox At Kuyruğu Bitki Özlü Şampuan

Merhaba!
Ahh biz hanımların o güzelim saçları💕Her şeyden etkilenir o kadar hassastır ki😊Stres yapsak,hasta olsak,hava değişimi,yanlış beslenme gibi pek çok sebepten dökülür.Kuaföre kırıklarını aldırmaya gitmeye korkarız çoğumuz🙈
Ya saçlarımı çok keserse ya saçlarım uzamazsa vs...
Sağlıklı saçlar her kadının isteği ve mutluluk sebeplerinden biridir.
İşte tüm bu soru işaretlerimizi giderecek bir şampuan,Revox At Kuyruğu Bitki Özlü Şampuan💕

Geçen ay Portakal Çiçeği Bloggerları etkinliğinde Revox'u denememiz için hediye etmişlerdi.Gamze Hanım konuyla ilgili bizleri detaylıca bilgilendirmişti.Nihayet ben de ürünü deneyimledikten sonra yorumluyorum...
Saçlarımla çok fazla sorun yaşayan bir kadın olmadım bu zamana kadar ama zaman zaman saç dökülmelerim artmıştır. Revox Şampuan işte tam da bu zamanda imdadıma yetişti,diyebilirim.

Öncelikle size şampuanın vaatlerinden bahsetmek istiyorum:

  • Saç dökülmesini engellemek ve saçı sağlığına kavuşturmak
  • Saçları güçlendirerek kırılmasını önlemek
  • Saça parlaklık vermek
  • Saça hacim vermek
  • Saçlı derideki olası kaşıntı ve pullanmayı engellemek
Her saç tipine özel olarak üretilmiş,şeffaf bir yapıda olan şampuanın kokusu da oldukça ferah ama kalıcı bir koku değil.
Adana'da Aşkın ve Feyman eczanelerinde bulabileceğiniz gibi tüm Gratis mağazalarında da mevcuttur.

Bendeki etkilerine gelecek olursak:İlk haftada saç dökülmemde ciddi oranda azalmayı farkettim.Ki benim saçlarım da yaşadığım en büyük hatta tek sorun saç dökülmesidir. 
İnce telli saçlarıma verdiği hacimle saçlarımın kolay kırılmadığını,güçlendirdiğini ve gürleştirdiğini de deneyimledim.
Saç uzatması da vaatleri arasında ama benim saçlarım normalde de çok çabuk uzadığı için şampuanın etkisi olup olmadığını bilemiyorum.Ama eşim de benimle birlikte Revox Şampuanı kullandı onda gözlemlediğimiz saçlarının normalden çok çabuk uzaması oldu.Aslında düşünecek olursak bu kadar hacim veren,saçı besleyip onaran bir şampuanın saç uzatma etkisi elbette yüksektir.

Vaat ettiği tüm etkileri gerçekleştirmekle birlikte benim saçımda olumsuz olarak gözlemlediğim tek şey saç uçlarımı sertleştirmesi oldu. Sanırım bu etkiyi yok etmek için kremi ile birlikte kullanmalıyım.
Bir daha alabileceğim bir şampuan mı?EVET
Sizin deneyimleriniz neler?Yorum olarak bırakabilirsiniz💕

@burcuburcubirhayat
@revoxsampuan
@gmzdmrl

Devamı
PAYLAŞ:

12 Aralık 2016 Pazartesi

Kaktüslerin Ahengi 🌵🌵🌵

Herkese merhaba!
Herkes gibi ben de çiçekleri çok severim. 
Ama kaktüsleri bir başka severim.
Sanırım kaktüsle kendimi özdeşleştirdiğimden.
Görmesini bilene öyle çok şey anlatır ki kaktüs...
Kimine göre dikenli bir bitki kimine göre her şey...
Ve bir çiçek olma hakkı verilseydi bizlere...
Hiç şüphesiz kaktüs olmak isterdim.
Onun kadar dayanıklı
Kendi kendine yetebilen
Her zorluğa rağmen büyüyen
Daima yeşil kalan
Bir başka çiçek yoktur sanırım.
Hatta bir köşede usulca büyür de nasıl da büyüyüvermiş,dersiniz hiç anlamadan...
Şimdi gelelim kaktüslerin o muhteşem ahengine...
Kaktüslerin ahengi deyince aklıma ilk gelen o muhteşem terrariumlar olur.Terarium nedir önce kısaca ondan bahsedeyim.


Terrarium cam fanusların,akvaryumların,kavanozların genişletecek olursak üstü açık sevdiğiniz herhangi bir kasenin,plastik kapların,demliklerin,bakır kapların vs. içinde kurulan ekosistemlerdir.
Terrarium çalışmalarını susuz akvaryum gibi düşünebiliriz.Su yerine toprak,balık yerine bitki ve istediğiniz tarzda şekilde objeler yerleştirdiğiniz çalışmalardır.

Evlilik yıldönümümüz 25 Temmuz'du.O gün için güzel bir hediye düşünüyordum.Kaktüsleri bu kadar severken bir terrarium yapmam kaçınılmazdı tabi😍

İstanbullu Peyzaj'ın yolunu tuttum💕Çok hoş bir çiftin işletmesini yaptığı peyzajda ne istediğimi anlattım ve objelerimi seçtim. Öyle güzel objeler vardı ki insan kendini kaybediyor adeta😌😊
Bakınız ☺

Nasıl bir şey hayal ediyorsanız her türlü objenin bulunduğu bu güzel peyzajda bizi ifade eden objeleri seçtim ve böyle bir terrarium çıktı ortaya💕

Öyle sevdim ki terrarium yapmayı bu benim için artık vazgeçilmez bir hobi haline geldi😌
Evde severek kullandığım çaydanlığımın demliği kırılınca onu da pek güzel değerlendirdim💕

Ardından eşimin doğum günü pastasından kalma şeker hamurunu da kurutarak güzel bir obje haline getirdim ve şu şekilde bir terrarium oluşturdum💕
Nalan Hanım ile birlikte yaptığımız bu güzel terrarium için de kendisine çok teşekkür ederim💕😘
Terrarium hayal gücünüzü göstereceğiniz bir alan...
Yılbaşında hazırlayacağınız güzel sofraları farklı aksesuarlarla renklendirmek isterseniz sizlere bir alternatif sunmak isterim.
Bu aksesuarın tüm malzemelerini İstanbullu Peyzaj'dan alıp evde kadehlerin ya da kavanozların içinde kendiniz de yapabilir,dilerseniz orda yapılmışları da satın alabilirsiniz.Yılbaşı konseptli pek çok obje de mevcut.


İstanbullu Peyzaj'ın sahibesi sevgili Nalan Hanım,aslında bir eğitimci.
Bitkilerle ilgilenmeyi seven çift üç yıldır birlikte bu güzel peyzajı işletiyor.
Sanırım böylesine büyük bir peyzaj ancak bu kadar sevilerek işletilebilir.
Çünkü sadece kaktüs ve terrarium yok bu peyzajda. Aklınıza gelebilecek her türlü ağaç,bitki,çiçek mevcut...
Nalan Hanım'ın yapmış olduğu bazı çalışmalar.
Burası tam bir kaktüs cenneti...Aradığınız aramadığınız hatta ilk kez göreceğiniz pek çok kaktüs mevcut.
Kesme çiçeklerin de bulunduğunu söylemeden geçemeyeceğim.İnsan burada kendini kaybedebilir.Çiçeklerin her türlüsünü bir arada görebileceğiniz peyzaj,adeta bir çiçek bahçesi...
Soğuk havalarda tam bir vitamin deposu olan kamkat ağacı da bulunuyor. Fiyatı 50 tl olan bu ağaç turunçgillerin en küçüğü fakat en vitaminlisi,diyebilirim.Çünkü kabuğu ile birlikte yenilen tek narenciye çeşidi olup özellikle tansiyon ve kolestrolü düşürmekte birebir.
Bir işletmenin gerçekten başarılı olması alelade bir şey değildir.
Muhakkak işini severek yapmak ve bunun getirdiği naiflikle her konuda titizlikle çalışmaktır.Tüm bunları bütünleştirdiği için İstanbul Peyzaj'a çok teşekkür ederim...
Sizler de sevdiklerinize,özel günlerinde anlamlı hediyeler vermek isterseniz İstanbullu Peyzaj'a uğramadan karar vermeyin,derim💕👍💌

@burcuburcubirhayat
@istanbullupeyzaj


Devamı
PAYLAŞ:

1 Aralık 2016 Perşembe

Sephora Outrageous Curl Maskara

Merhaba!
Şu sıralar severek kullandığım bir mascaradan bahsetmek istiyorum sizlere...
Ama öncelikle şunu belirtmeliyim ki herkesin bir mascaradan beklentisi farklıdır. Kimi dolgunlaştırsın,kimi uzatsın kimi de simsiyah bir görünüm sağlasın ister.Bir de mascarayı silerken kirpiklerimizi dökmeyen mascara isteyenler var ki onlardan biri de benim.Benim için bir mascarada olmazsa olmazdır.Böyle yapış yapış olup çıkmayan mascaraları bir türlü sevemedim. Ki mascaraları da direkt su ile çıkartmayın bu da kirpiklerinize zarar verebilir.
Geçen blogger toplantımızda Mehmet Bey bizlere Sephora ile ilgili çok güzel bilgiler verdi.
Şimdi gelelim Sephora'nın dakikada bir satan şu meşhur mascarasına :)
Sephora Outrageours Curl:
Mascaranın küçük olduğuna bakmayın o kadar güzel iş çıkarıyor ki...
  • Simsiyah yapısıyla kirpiklerimi canlı durdurması
  • İyi bir göz makyaj temizleyicisi ile temizlendiğinde tamamen çıkması ve kirpiklerimi dökmemesi(Bazı mascaralar ne ile silersen sil geçmiyor o yüzden asıl dikkat edilmesi gereken özellik bu bence)
  • Kirpiklerimde mascara ağırlığını hissettirmemesiyle beğenimi kazandı.
Beğendiğim mascaralar arasında yerini aldın Sephora Outrageours Curl  💕😍
Teşekkürler @sephoraturkiye
@sephora
@mdolas0133
Sizin favori mascaranız hangisi?

Devamı
PAYLAŞ:

28 Kasım 2016 Pazartesi

Vıssmate ile Mis Kokulu Evler

Merhaba💕
Konumuz temizlik🙂Biz hanımların en çok önem verdiği konulardan biri de ev temizliği değil midir?Bir de temizlikte kullandığımız ürünlerle duygusal bağ kurarız ve kolay kolay değiştiremeyiz😅En azından annem ve kendimden bildiğim,gördüğüm böyle :)
Kozmetik dünyası kadar temizlik dünyasının da hızına yetişilemiyor...

Şimdi gelelim son dönemde adından sıkça söz ettiren Vissmate temizlik ürünlerine...
Vissmate 2015 yılında kurulmuş olup Türk firmasına ait bir marka...
Geçen hafta blogger toplantımızda denememiz için bize bu ürünleri hediye etmişlerdi. Emir Bey de konuyla ilgili bizleri detaylıca bilgilendirdi.
Ben zaten Vissmate Silikonlu Yüzey Temizleyiciyi evimde severek kullanıyordum ancak diğer ürünlerini henüz denememiştim.Bu vesileyle onları da deneme fırsatı buldum.
Vissmate Silikonlu Yüzey Temizleyicisi o kadar güzel ki. Gerek kokusu gerek çok yönlü kullanım alanı fazlasıyla işime yaradı.
Mesela her ne kadar ocağı silsem de leke leke su izi kalırdı ama üstünden Vıssmate Silikonlu yüzey Temizleyici sıkıp sildiğimde daha pürüzsüz bir görünüm elde ediyorum.
Kullanım alanlarına kısaca değinecek olursam;musluk,lavabo,fayans,mobilya,ahşap,cam,ayna,araba içi ve dışı (eşim de bu yönüyle fazlasıyla memnun kaldı)


Aksesuar temizliğinde de tercihim vissmate...Düzenli kullanımla birlikte içerdiği silikon sayesinde uygulandığı yüzeyde mikro ince bir tabaka oluşturarak kirin tutunmasını önlüyor.Bu da yapılan temizliğin daha kalıcı olmasını sağlıyor.

Çamaşır suyu her evin olmazsa olmazıdır. Muhakkak her evde kendine bir yer bulur özellikle de tuvalet ve lavabo temizliğinde...
Vissmate çamaşır suyunun,ıslak elle ellenildiğinde kaymayan yapısı,çocuk kilidi ve şişesinin ön yüzünde yer alan görme engelliler için tasarlanmış uyarı ikonu detayları ilk etapta göze çarpıyor.
Çiçek bahçesi,çam ormanları,deniz ferahlığı,limon gücü ve hijyenik ışıldayan bembeyaz çamaşırlar için olmak üzere beş farklı seçeneği ile marketlerde bulabilirsiniz
Çamaşır suyunun da kıvamı gayet yoğun ve kokusu diğer çamaşır sularına nazaran daha hafif. Temizlikte başarılı mı,derseniz.Gayet de başarılı...

Gelelim ''Sıvı Arap Sabunu ve Yüzey Temizleyici''lerine... Odayı sildiğim an müthiş bir koku oluştu 😍temizlik kokusu.. Bu kokuyu sevmeyen var mıdır? Bence yoktur.
Arap Sabunu beyaz sabun kokusuyla gönlümü fethetti.Temizliğin en doğal hali,ilk kez arap sabunu kullanan biri olarak bu kokuya bayıldım...

Yüzey temizleyicinin kokusu da yeri parlatması da gayet başarılı.
Bundan sonraki alışverişlerimde VİSSMATE ürünleri her zaman yer alacaktır😍

#TemizlikseVissmate
@vissmateturkiye çok teşekkür ederim🙂

Sizin kullanıp memnun kaldığınız ya da kalmadığınız ürünler neler?




Devamı
PAYLAŞ: